<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>GelecekSosyalizm.Net</title>
		<link>http://www.geleceksosyalizm.net/</link>
		<description>Özgür Bir Gelecek , Gelecek Sosyalizm</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Fri, 10 Sep 2010 21:21:15 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.geleceksosyalizm.net/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>GelecekSosyalizm.Net</title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Merhaba</title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3828&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 05:11:05 GMT</pubDate>
			<description>merhaba ben geldim :D</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>merhaba ben geldim :D</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=8">Tanışalım</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#3668;&#1108;&#8467;i]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3828</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akılsız Değiliz, Akademisyeniz; AKP Anayasası&#8217;na Hayır!]]></title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3827&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:49:17 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Akılsız Değiliz, Akademisyeniz; AKP Anayasası&#8217;na Hayır! 
 
Ülkemiz, sıkça anlamsızlaşan tartışmalarla önemsizleştirilen bir anayasa referandumuna...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Akılsız Değiliz, Akademisyeniz; AKP Anayasası&#8217;na Hayır!<br />
<br />
Ülkemiz, sıkça anlamsızlaşan tartışmalarla önemsizleştirilen bir anayasa referandumuna götürülüyor. Ancak bu referandum oldukça önemlidir ve üniversite bileşenleri tarafından kesinlikle önemsenmelidir. Çünkü bu referandumdan zaferle çıkacak AKP iktidarı ülkede ve bu arada üniversitelerdeki Amerikancı, karanlık ve piyasacı uğursuz dönüşüm için büyük bir güç kazanacaktır.<br />
<br />
* Anayasa değişikliği ile başkanlık modelinin yolu açılmaktadır, Recep Tayyip Erdoğan padişahlık özlemine biraz daha yaklaşmaktadır.<br />
* Anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu&#8217;nda hükümet, meclis ve Cumhurbaşkanı yani AKP iktidarı belirleyici hale gelmektedir. Yargı bağımsızlığını kaybetmekte ve yürütmenin emrine girmektedir. Zaten şu anda bile her türlü hukuksuz yargılamanın, keyfi uygulamaların, dinlemelerin yaşandığı ülkemizde bir polis devleti hayata geçirilmektedir. Yargıdaki kadrolaşmayla ve kamu yararı denetiminden kaçılarak özelleştirmelerin önündeki Danıştay engeli de bertaraf edilecektir.<br />
* Anayasa değişikliği ile kamu emekçilerine grev hakkı verilmediği gibi toplu sözleşme adı altında hakemin gücü artırılmaktadır.<br />
* Yeni değişiklikle fişlemenin kalkacağı yalandır. Ergenekon, Balyoz vs. ile &#8220;yoksa sen darbeci misin&#8221; denerek cadı avına çıkılmakta ve bir korku toplumu yaratılmaktadır. Üniversitede, yargıda, devletin tüm kurumlarında hızla kadrolaşan AKP iktidarı &#8220;biraz da biz fişleyelim&#8221; anlayışı içindedir.<br />
* Anayasadaki değişiklikle Geçici 15. Madde&#8217;nin kaldırılması ile 12 Eylül&#8217;ün yargılanacağı da doğru değildir. Varlığını 12 Eylül&#8217;e borçlu olan gerici AKP iktidarı böyle bir hesaplaşmaya giremez. Zaten 12 Eylül generallerinin zaman aşımıyla kurtulmasının önü de açık tutulmaktadır.<br />
<br />
Sözü uzatmaya gerek yoktur, anayasa değişikliği ile demokrasi geleceği bir palavradır.<br />
<br />
Rektörlerden başlayarak üniversitede hızla kadrolaşan AKP iktidarının Anayasa Mahkemesi ve HSYK&#8217;da ne yapmaya çalıştığını anlamayacak kadar akılsız değiliz.<br />
<br />
Üniversitede kadrolaşmak, mütevelli heyetleriyle üniversiteyi piyasanın ve patronların sultasına terk etmek, evrim teorisini müfredattan çıkartmak isteyenlerden, her şeye rant gözüyle bakanlardan özgürlük geleceğini söyleyenler bizi aptal yerine koymaktadır.<br />
<br />
Unutanlara hatırlatalım:<br />
<br />
Özgürlük, aydınların ve emekçilerin örgütlü mücadelesiyle kazanılır!<br />
<br />
Ülkemizin aydınlık geleceğinden ve emekçi halkından yana akademisyenler olarak bizim sözümüz nettir:<br />
<br />
Eşit, özgür bir ülke için;<br />
<br />
12 Eylül Anayasası&#8217;na da,<br />
<br />
AKP Anayasasına da HAYIR diyoruz!<br />
<br />
<b>Üniversite Konseyleri Derneği</b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=10">Siyasi Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri</category>
			<dc:creator>Yurtsever</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3827</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ramazan Amca Öldü</title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3826&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 23:31:46 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Ramazan amcayı tanımıyordunuz büyük ihtimalle. 
Ramazan Doğan, Seyhan Doğan&#8217;ın babasıydı. Asiye Doğan&#8217;ın da eşiydi. 
Ama siz onları da tanımıyordunuz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Ramazan amcayı tanımıyordunuz büyük ihtimalle.<br />
Ramazan Doğan, Seyhan Doğan&#8217;ın babasıydı. Asiye Doğan&#8217;ın da eşiydi.<br />
Ama siz onları da tanımıyordunuz zaten.<br />
Belki Seyhan&#8217;ın hikâyesini bir yerlerden hatırlar gibisiniz.<br />
Kayıp edilenlerin hikâyeleri birbirine benzer. Birini okumuşluğunuz varsa hepsini hayal meyal de olsa hatırlarsınız.<br />
Ramazan amca, 5 yıldır küçük oğlunun, böcük gözlü kuzusunun peşinde her Cumartesi, diğer kayıp yakınlarıyla birlikte Galatasaray&#8217;da oturma eylemindeydi.<br />
<u>Yolunuz oradan geçiyorduysa, o yoksul ve acılı kalabalık arasında onu görmüşsünüzdür. Ama acılı yoksulların yüzlerini ayırdedebilmek çok zordur.</u><br />
Bu yazının armağanı Ramazan amcanın yüzü olacak. Ölmeden birkaç ay önce çekilmiş bir fotografı.<br />
Yanındaki, Leman Yurtsever. Kendisini birkaç kez anmışlığım vardır. Aydınlık yüzüyle kayıp yakınlarının, işkence, tecavüz mağdurlarının hep yanıbaşındadır.<br />
<u>1995 yılını hatırlayın. Henüz açılımdan söz etmiyor, Kürtlerle en ufak yakınlık kurmaktan çekiniyorduk.</u> Seyhan Doğan 13 yaşındaydı. Mardin Dargeçitliydi. Zaten anılarımızda hep o yaşta kaldı. 1995 yılının 29 Ekim gecesi, askerler evlerini bastı. 13 yaşındaki Seyhan, 9 yaşındaki kardeşiyle birlikte gözaltına alındı.<u> Askerin hükmünden sual olunmazdı elbet.</u><br />
Ama anası Asiye Doğan askeri tabura gitti. Oğulcuklarını sormaya. &#8220;Merak etme, çocukların gelir&#8221; deyip yolladılar evine.<br />
Birkaç gün sonra Hazni&#8217;yi serbest bıraktılar. Tekrarlıyorum, Hazni 9 yaşındaydı. Benim oğlumla yaşıtmış o zaman. Uzun tatilini oyundan oyuna koşarak geçiren nazlı oğlumla.<br />
Hazni, eve döndüğünde artık tanıdıkları çocukları değil. Büyüyüvermiş bir çırpıda. <b><font size="3">İşkence</font> gördüklerini anlatıyor ailesine</b>. Filistin askısını tarif ediyor. Tekrar ediyorum, 13 yaşındaki ağabeyi Seyhan&#8217;ı askıya ters astıklarını anlatıyor 9 yaşındaki Hazni. Ona çok ağır işkence ettiklerini anlatıyor.<br />
Seyhan, yok ortalarda. Akıbetini öğrenmeye çalışan ailesi çaresiz. İtilip kakılıyor. Ellerinden tutan, başlarını okşayan kimseleri yok. Kime başvursalar, nafile. Oğullarından haber yok.<br />
<u>Bunun üstüne Asiye Doğan MED TV&#8217;ye çıkıyor. &#8220;Ben devletten davacıyım&#8221; diyor. &#8220;Oğlumu istiyorum&#8221; diyor.</u><br />
<u>13 yaşındaki Seyhan&#8217;ı kaybeden devlet Asiye&#8217;yi de kaybediveriyor. </u>Anacık da oğlunun peşinden o zifiri karanlığa dalıyor. Ailenin başvurduğu resmi makamlar, Asiye&#8217;nin gözaltına alındığını inkar ediyorlar.<br />
Ama aile yılmıyor. Hepsi aynı zifiri karanlığa gönderilmeye razı. &#8220;Haydi, kaybedin hepimizi.&#8221;<br />
11 gün sonra Asiye de o kanlı araftan dönüyor. Serbest bırakılıyor. Oğlunun peşinden ateşe dalan ana çok ağır işkenceden geçmiş. Sağlığı bozulmuş. Perişan halde. 11 günde kocamış.<br />
<u>Asiye Doğan, Seyhan&#8217;ını kaybetmenin kahrı ve gördüğü işkencelerin yardımıyla hayatını kaybetti.</u><br />
<u>Bu arada Seyhan&#8217;ın hesabını vermeyen, akıbetini bilmezden gelen, işlediği cinayeti inkar eden devlet</u>, ailesinin bilgisi dışında,<u> Seyhan&#8217;ı öldü diye nüfus kütüğünden düştü.</u><br />
<u>Anası ölünce Ramazan Doğan tek başına sürdürdü mücadelesini.</u> Seyhan&#8217;ın izini sürdü. O da gözaltına alındı. O da gözaltında devletin şefkatinden nasibini aldı. <u><b><i>Gördüğü ağır işkenceler sonucu ellerini kullanamaz hale geldi.</i></b></u><br />
Ama kar kış demeden, her Cumartesi Galatasaray meydanındaydı. Kucağında oğlu Seyhan&#8217;ın fotografıyla.<br />
Bu ailenin başına gelenlerin yegane nedeni, korucu olmayı reddetmişlikleriydi. Silahlanmayı reddetmenin bedelini hayatlarıyla ödediler.<br />
<u>Ramazan amcanın da 24 Ağustos günü kalbi dayanamayıp çatladı.</u><br />
Ananın da babanın da oğullarının hiç değilse mezarına kavuşabilmeye ömürleri yetmedi.<br />
<b>Şefkat küpü Başbakanımız</b><b> Cumartesi Anneleri kendisine sorulduğunda, &#8220;Ne iş yaptıklarını bilmiyorum, Cumartesi anneleri birileri tarafından kullanılıyor&#8221;</b> buyurmuştu, hatırlarsınız.<br />
<u>Ramazan Doğan da 31.07.2010&#8217;da  Galatasaray&#8217;daki 279. Oturmada Başbakan&#8217;a şöyle sesleniyordu:</u><br />
&#8220;Ben Ramazan Doğan. Gözaltında kaybedilen Seyhan Doğan&#8217;ın babasıyım.<br />
29 Ekim 1995&#8217;te, gece saat 03.00 sıralarında Mardin-Dargeçit&#8217;teki evimize askerler tarafından düzenlenen baskın esnasında 13 yaşındaki oğlum Seyhan Doğan 9 yaşındaki kardeşi Hazni ile birlikte gözaltına alındı. Olayın hemen ardından eşim  Asiye Doğan, Dargeçit&#8217;deki Tabur&#8217;a giderek &#8220;çocuklarım nerede?&#8221; diye sordu. &#8220;Merak etme, gelirler&#8221; diye cevap verdiler. Eşim ertesi gün tekrar Tabur&#8217;a gitti bu sefer &#8220; senin çocuklarını bıraktık, eve gittiler, bir daha gelme&#8221; dediler. Birkaç gün sonra 9 yaşındaki oğlum  Hazni&#8217;yi serbest bıraktılar. Hazni bütün olanları bize anlattı. Çocuklara işkence yapmışlar, filistin askısına asmışlar... Ama Seyhan&#8217;dan bir daha haber alamadık. Annesi her gün Seyhan&#8217;ı soruyor , dilekçeler veriyordu. Aramaktan vazgeçmeyince  onu da gözaltına aldılar 11 gün kendisinden haber alamadık. Gözaltındayken ağır işkence gördü ve sağlığı bozuldu. Seyhan diye diye öldü. Eskiden Galatasaray&#8217;a o gelirdi. Şimdi onun yerine ben geliyorum.<br />
<u><b>Bizim bilgimiz dışında nüfus kütüğümüze Seyhan&#8217;ın öldüğünü yazmışlar. Başbakan bizi suçlayacağına  bu kaydı düşenleri araştırsın. Benim oğlum daha çocuktu onu benim kucağımdan alıp götürdüler. Başbakan ne yaptığımı bilmiyorsa söyleyeyim; ben oğlumun kemiklerini arıyorum...&#8221;</b></u><br />
<br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=46">Köşe Yazıları</category>
			<dc:creator>çatkaleliler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3826</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Emeğin 'HAYIR'ı Miting Kürsüsünde...&#8207;]]></title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3825&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 13:55:22 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://www.tkp.org.tr/dosyalar/tkp/imagecache/galleryformatter_slide/haberfotograflari/hayirmitingi-afis.jpg  Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><br />
<br />
 <br />
<img src="http://www.tkp.org.tr/dosyalar/tkp/imagecache/galleryformatter_slide/haberfotograflari/hayirmitingi-afis.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <img src="http://www.tkp.org.tr/dosyalar/tkp/imagecache/galleryformatter_slide/haberfotograflari/hayirmitingi-afisarka.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b>&#8220;Eşit, Özgür bir Ülke için;</b></font></font><font face="Verdana"><font size="4"><b><br />
12 Eylül Anayasası&#8217;na da,<br />
AKP Anayasasına da HAYIR !&#8221; </b></font></font><br />
<font face="Verdana"><b><br />
 <br />
</b></font><font face="Verdana"><font size="4"><b>TKP, ÖDP, EMEP ve HALKEVLERİ tarafından 15 Ağustos'ta açıklanan </b><b>Eşit ve Özgür Bir Ülke İçin 12 Eylül Anayasası'na da AKP Anayasası'na da HAYIR</b><b> deklerasyonunun ardından Türkiye&#8217;nin dört bir yanında emekten yana partiler, dernekler, sendikalar, aydınlar, sanatçılar yan yana gelmiş bulunuyor.</b></font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b>12 Eylül günü yapılacak referandum, ülkemizin kaderinin oylanacağı bir seçim haline gelmiştir. Ülkemizin aydınlık geleceği için bu referandumda halkımızı, emekçileri, gençleri, kadınları bir kez daha HAYIR oyu vermeye çağırıyoruz!</b></font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b>Bu amaçla İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana'da düzenlenecek olan ortak HAYIR MİTİNGLERİNE tüm halkımızı, sendikaları, emekten yana odaları, dernekleri katılmaya ve destek olmaya çağırıyoruz. </b></font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b>Aşağıda ortak düzenlenecek HAYIR MİTİNGLERİ&#8217;nin programı bulunmaktadır.</b></font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b>Saygılarımızla.</b></font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b><br />
 <br />
</b></font></font><b><font face="Verdana"><font size="4">Emek Partisi - Halkevleri - Özgürlük ve Dayanışma Partisi - Türkiye Komünist Partisi<br />
<br />
<br />
</font></font></b><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b>MİTİNG TARİHLERİ<br />
</b></font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b><b>İstanbul                    29 Ağustos 2010</b><br />
Miting                  : Kadıköy İskele Meydanı</b></font><b><font size="4">&#8211; Saat 17.00<br />
Toplanma Yeri       : Kadıköy Rıhtım Deniz Oteli önü &#8211; Saat 16.00</font></b></font><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b><b>Adana                       1 Eylül 2010</b><br />
Miting                  : Uğur Mumcu Meydanı</b></font><b><font size="4">&#8211; Saat 17.00<br />
Toplanma Yeri       : Mimar Sinan Amfi Tiyatrosu önü</font></b></font><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b><b>Ankara                      4 Eylül 2010</b><br />
Miting                  : Kolej Meydanı</b></font><b><font size="4">&#8211; Saat 17.00<br />
Toplanma Yeri       : Toros Sokak, Saat 15.00</font></b></font><br />
<font face="Verdana"><font size="4"><b><b>İzmir </b>                  <b>5 Eylül Ağustos 2010</b><br />
Miting                  : Bornova Cumhuriyet Meydanı</b></font><b><font size="4">&#8211; Saat 16.00<br />
Toplanma Yeri       : Bornova Stadı önü &#8211; Saat 15.00<br />
</font></b></font><br />
<font face="Verdana"><b><br />
</b></font><br />
<font face="Verdana"><b><br />
<font size="6"> -TKP Basın Bürosu -</font></b></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=17">Üyelerden Duyurular</category>
			<dc:creator>Yurtsever</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3825</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Canı Sıkılan Manav Ne Yapar?</title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3824&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 20:20:37 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C02.jpg  
 
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C02.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C03.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C04.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C05.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C06.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C07.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C08.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C09.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C10.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C11.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C12.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C13.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C14.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C15.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C16.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C17.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C18.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C19.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C20.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C21.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5C297%5CCANI%20SIKILAN%20MANAV%20NE%20YAPAR%5C22.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b>nden Alıntıdır</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=67">Resimler</category>
			<dc:creator>çatkaleliler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3824</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ülkemizin Gerçekliği Bu; Fazla Söze Gerek Yok</title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3823&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 20:18:46 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Resim: http://www.halkingunlugu.net/thumbnail.php?file=insaat_iscisi_genc_404297832.jpg&size=article_large  
 
 
 
* 
Gencecik bir fidan çalıştığı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://www.halkingunlugu.net/thumbnail.php?file=insaat_iscisi_genc_404297832.jpg&amp;size=article_large" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
<br />
<b><br />
Gencecik bir fidan çalıştığı inşaattan düştü ve öldü. Gencin cansız bedeni geride acılı bir aile bırakırken diğer yandan devletin insana verdiği değeri ise gözler önüne serdi.</b><br />
 <br />
İSTANBUL (24.08.2010)- Ataşehir'deki Rotary Lisesi'nin inşaatında çalışan Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Edebiyatı 2. sınıf öğrencisi Ömer Çetin (20), dördüncü kattan düşerek hayatını kaybetti. Çetin yaşamını yitirmesine neden olan olaylar dizisi ize ülkemizin gerçekliğine ve devletin bu gerçeklik içersinie insana verdiği değeri ortaya çıkartıyor.<br />
<br />
Çetin'in ölümü, ülkemizde iş güvenliğinin içinde bulunduğu içler acısı durumu gösterirken diğer yandan ise yoksulluğun gediği noktayı ortaya çıkartıyor. Çetin'in okul masraflarını çıkarmak için günde 30 TL yevmiye ile sigortasız çalıştığı, geceleri de inşaatta kaldığı öğrenildi. Üniversiteli Ömer, okul masraflarını karşılamak için günlük 30 lira karşılığı çalıştığı inşaattan düşerek hayatını kaybetti.<br />
Batı Ataşehir Açelya Sokak'ta bulunan Ataşehir Rotary Lisesi'nin inşaatında gerçekleşen iş cinayetinin görgü tanıkları olayı şu şekilde anlattı: Pi Yapı Sanayi Turizm Dış Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü kontrolünde gerçekleştirdiği inşaatta bir aydan çalışan Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Edebiyatı 2. sınıf öğrencisi Ömer Çetin, elindeki keserle dördüncü kattaki kalıp tahtalarını sökmeye başladı. Bu sırada dengesini kaybeden Çetin, yaklaşık 15 metreden beton zemine çakıldı. Ağır yaralanan Çetin'i gören arkadaşları hemen 112 Hızır Acil Servisi'ne haber verdi. Ancak Çetin düştüğü yerde yaşama gözlerini yummuştu.<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.dha.com.tr/images/2010_08_24/universiteli-insaatcinin-hazin-olumu-2010-08-24_m.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<b><br />
BİR AY ÖNCE GELDİ</b><br />
<br />
Ağrı'nın Tutak ilçesinden inşaatta çalışmak için bir ay önce gelen Ömer Çetin'in, başarılı bir öğrenci olduğu, Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Edebiyatı 2. sınıf okuduğu öğrenildi.<br />
<br />
Yurtkur'a bağlı Muğla Öğrenci Yurdu'nda kalan Çetin'in okul masraflarını karşılamak için her yaz farklı işlerde çalıştığı belirtildi. Çetin'in sigortasız çalıştığı ve günlük 30 TL yevmiye aldığı ifde edildi. Arkadaşları, &quot;Elinde daha fazla para kalması için inşaatta kalıyordu. Sabah beraber kahvaltı yaptık. Çay içtik, keyfi yerindeydi. kahvaltıdan sonra herkes çalıştığı yeri gitti. Bu olay oldu. Çok üzgünüz&quot; diye konuştular.<br />
<br />
<br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=45">Haberler</category>
			<dc:creator>çatkaleliler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3823</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bu Ramazan Da Böyle Geçiyor</title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3822&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 20:16:28 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/anamanset-full/images/ozel/201008/2010_08_20_01.jpg  
 
*İftar çadırında, türbelerde...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/anamanset-full/images/ozel/201008/2010_08_20_01.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<b>İftar çadırında, türbelerde &quot;evet kampanyası&quot;, iftara gidip hastasına bakmayan doktorlar, içki içtiği diye adam döven &quot;dindarlar&quot;, iş adamlarının sponsoruyla açtıkları çadırlarda halkı tüketime çağıran belediyeler, hocaları yarıştıran kanallar... Referandum gündeminde bu yıl da Ramazan böyle geçiyor.</b><br />
<br />
AKP iktadarıyla artan gericilik bu Ramazan'da da tırmanışa geçti. Geçtiğimiz günlerde partilerin iftar sofrası ziyaretleri, türbelerde &quot;referanduma evet&quot; kampanyası haberleri basına yansımıştı. Haberlere yenileri ekleniyor.<br />
<br />
<b>Ramazan'da siyasi rakibinin iftar masasını dağıtmaca</b><br />
Bu yılki Ramazan-siyaset ilişkisinin en ilginç tezahürlerinden biri Saadet Partisi iftar yemeğinde yaşandı. Erbakancı bir grup Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtuluş'un iftar yemeğini bastı, masaları dağıttı, yemekleri yere döktü. Grubu harekete geçiren Erbakan ile Kurtulmuş arasında Saadet'i kontrol etme rekabetinin son genel kurulda Kurtulmuş'un zaferiyle sonuçlanmasıydı.<br />
<br />
Türkiye'de din ve siyasetin iç içe geçmişliğini bilenler dahi, siyasi rekabet uğruna iftar yemeklerinin yerlere saçılabileceğini tahmin etmemişlerdir. Üstelik iftar yemeği basılan parti, Türkiye'nin yakın dönemdeki &quot;dindar siyasetçileri&quot;nin beşiği olan Milli Görüş geleneğinden geliyordu. İftar yemeğini &quot;ibadet&quot; falan dinlemeden basarak, yemekleri dökenler ise bu geleneğin lideri adına yapıyorlardı baskını.<br />
<br />
<b>İftardan sonra tedavi</b><br />
Gaziantep'te Nizip İlçesi Devlet Hastanesi&#8217;nde trafik kazasında yaralanan bir hasta röntgen odasında 'Yemekteyiz, geliyorum' yazılı notla karşılaştı. Bekletilen hastanın iftardan sonra tedavisi yapılırken Başhekim Cengiz Öztop, skandalı &quot;Kazanın tam yemek saatinde meydana gelmesi nedeniyle öyle ufak bir aksaklık olmuş&#8221; sözleriyle izah etti.<br />
<br />
İstanbul'da KGS'sine yükleme yapmak isteyen bir vatandaş ise Boğaziçi Köprüsü Ziraat Bankası şubesine geldiğinde iftar nedeniyle kapının kilitli olduğunu gördü. Bu günlerde özellikle özel otobüslerde de iftar saatlerine göre sefer yapıldığı da görülüyor.<br />
<br />
<b>Ramazan'da can kurtaran yok</b><br />
Kocaeli&#8217;nin Karadeniz&#8217;e sahili olan tek ilçesi Kandıra&#8217;da da plaj bölgelerinde görev yapan Kocaeli Belediyesi&#8217;ne bağlı yaklaşık 200 kişilik Arama Kurtarma Timi Ramazan ayı ile birlikte geri çekildi. Yazın en sıcak günlerinde denize giren vatandaşları kimin kurtaracağı meçhul. Amasya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nün &quot;Yaz Okulu&quot; uygulaması Ramazan nedeniyle kapıldı. Veliler duruma &quot;Küçücük çocuklar oruç mu tutacak &quot; diye tepki gösterdi.<br />
<br />
<b>&quot;Referandum kampanyalı'' imsakiye</b><br />
Bunların dışında AKP yanlısı sendikalarla belediyeler de Ramazan hareketliliği başladı. Memur-Sen'e bağlı Sağlık-Sen Nevşehir Şubesi Ramazan'ı hükümete çalışmakla değerlendirdi. Sendikanın hazırlattığı Ramazan imsakiyesinde, referanduma sunulan anayasa değişikliğinin içeriğiyle ilgili 16 madde sıralanarak, bunlara 'evet' denilmesi çağrısı yapıldı.<br />
<br />
<b>AKP'li belediyelerden çadır yarışı</b><br />
Belediyeler de iftar çadırı yarışında kıyasıya mücadele verdi.İstanbul'un en yoksul semtlerinden Bağcılar'da belediye Türkiye'nin &quot;en konforlu&quot;, klimalı Ramazan çadırını kurdu. Lunapak ve alışveriş stantlarının kurulduğu çadır alanında orucunu bozanlar alışveriş standatlara yönlendirilerek bedava yemeğin bedelini alışverişte para harcayarak fazlasıyla ödüyorlar.<br />
<br />
AKP'li Esenler belediye başkanı Mehmet Tevfik Göksu ise büyük bir başarı müjdesi verdi. Esenler'de ramazan ayında, dünyanın en uzun ve en kalabalık sofrasını kurarak, Guinness Rekorlar Kitabı' na girilecek.<br />
<br />
<b>Kanalların hoca yarışı</b><br />
Basın da Ramazan hareketliliğine ayak uydurdu. Gericiliğin yansımalarını İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı'nın &quot; Televizyonlarda koşturmaktan canımız çıkıyor&quot; sözleri yansıtıyor.<br />
<br />
Müftü, &quot;Bundan 5-6 sene önce, 10 sene önce bırakın bizim imamlarımızı, müezzinlerimizi, müftülerimizi hiçbir medya kuruluşu, belki birkaç devlet televizyonu, radyosu, hariç, davet etmezdi. Onun dışında, bizim görevlilerimize çok az itibar edilirdi. Ama bugün, koşturmaktan canımız çıkıyor. Dünden bugüne 6 tane televizyon programına katıldım.Bunların hepsi bu ülkede bir dönüşümü sağlıyor.&quot; diye konuştu.<br />
<br />
Kanalların program seyirici müftüyü doğrular nitelikte...Samanyolu &quot;Ramazan Ekranı, İmsakiye, Kabe'den Canlı, Online Fetva, Sohbet-i Canan, Oktay Usta'dan görüntülü yemek tarifleri, Kur'an Öğreniyorum, Cevşen, Tesbihat ve Esma-ül Hüsna.... &quot; gibi yayınlarıyla ATV de Ramazan için Mekke ve Medine'ye stüdyo kurarak Ramazan'da reklam pastasından büyük pay aldı.<br />
<br />
Ancak &quot;en iddialı atak&quot; Flash Tv'den geldi. Kanalın &quot;son transfer bombası&quot; Cübbeli Ahmet Hoca her akşam canlı yayınla dini vaazler verirken reklamlara pas atmayı da ihmal etmiyor.<br />
<br />
Kamu yayın kuruluşu TRT ise STV, Kanal 7 gibi dinci kanalların gerisinde kalmadı. Neredeyse her saat dilimine bir Ramazan programı koyan TRT AKP'li ünlü Metin Şentürk'ü transfer ederek &quot;atak yaptı&quot;. AKP'ye yakınlığı ile bilinen, geçen hafta Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na övgüler yağdıran Metin Şentürk Ramazan Gecesi programıyla hafta içi her gün TRT 1'de program yapıyor.<br />
<br />
Ramazan'ın gelmesiyle reklam gelirlerinde büyük artış görülen gazeteler de özel Ramazan sayfalarıyla, promosyon ürünlerle atağa geçti.<br />
<br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=45">Haberler</category>
			<dc:creator>çatkaleliler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3822</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Madem Sürekli Görüşülüyor!...</title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3821&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 20:15:35 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/anamanset-full/images/ozel/201008/2010_08_26_01.jpg  
 
 
* 
Adalet Bakanı Ergin,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/anamanset-full/images/ozel/201008/2010_08_26_01.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
<b><br />
Adalet Bakanı Ergin, yakalandığından bu yana Öcalan'la görüşüldüğünü açıkladı. Ergin'in açıklamaları yeni bir tartışma başlattı. Öcalan'la sürekli görüşülüyorsa neden yaklaşık 10 yıldır Öcalan üzerinden yürütülen şoven siyaset hız kesmedi? Öcalan muhatap alınsın diyenler siyaseten linç edilmek istendi?</b><br />
<br />
PKK liderlerinden Murat Karayılan&#8217;ın ateşkes kararı almalarında devletin Abdullah Öcalan&#8217;la yaptığı görüşmelerin etkili olduğunu açıklamasından bu yana &#8220;Öcalan&#8217;la görüşme&#8221; tartışması sürüyor. Tartışma dün Adalet Bakanı Sadullah Ergin&#8217;in açıklamasıyla yeni bir boyut kazandı. Ergin, Abdullah Öcalan&#8217;ın yakalanıp Türkiye&#8217;ye getirildiği günden beri devletin çeşitli kurumlarınca ziyaret edildiğini anlattı. İstihbarat örgütleri ve terörle mücadele kurumlarının Öcalan ile zaman zaman görüştüğünü söyledi.<br />
<br />
Daha bir hafta önce, Karayılan&#8217;ın açıklamasına dayanarak hükümeti PKK ile masaya oturmakla suçlayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli&#8217;yi yüklenen Erdoğan, böyle bir görüşme ya da pazarlık olduğunu reddetmiş, eleştirilerini miting meydanlarında küfür etmeye kadar vardırmıştı. Erdoğan, PKK ile görüşme iddiasına karşı &#8220;Bizim dört kez bunlarla (terör örgütü) bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir&#8221; demişti. Birkaç gün içinde Erdoğan&#8217;ın söyleminde değişikliğe gittiği görüldü. Erdoğan, kendilerinin iktidar olarak bu tür görüşme yapmadığını savunarak &#8220;devlet onu kendisi yapar&#8221; dedi.<br />
<br />
<b>Görüşülüyor ama urganlı siyaset bitmiyor</b><br />
Sadullah Ergin, açıklamasıyla, İmralı&#8217;da yatan Abdullah Öcalan&#8217;la sadece kendi hükümetleri döneminde görüşülmediğini kastederek, ABD tarafından Türkiye&#8217;ye teslim edildiği 1999 yılından bu yana Öcalan&#8217;la görüşüldüğünü açıkladı.<br />
<br />
Öcalan&#8217;la görüşüldüğüne ilişkin çok sayıda bulgu olmasına rağmen Ergin&#8217;in bu görüşmeyi bu kadar rahatlıkla açıklayabilmesi yine de şaşkınlık yarattı. Öcalan Türkiye&#8217;ye getirilerek İmralı&#8217;da hapsedildiği günden bu yana aralarında bugün siyaset sahnesinde bulunan AKP, CHP, MHP başta olmak üzere siyasi partiler, liderler ve çeşitli kurumlar, PKK ve Öcalan konusunu kullanarak sayısız şoven açıklama yaptılar. Ergin&#8217;in açıklaması, perde arkasında devletin Öcalan&#8217;la sürekli görüştüğünü perde önünde ise siyasetçilerin Öcalan üzerinden şoven şovlar yaptıklarını gösterdi.<br />
<br />
Bu şovlardan biri hatırlanacağı gibi AKP ve MHP arasında yaşanmıştı. 2007 yılında seçim mitinglerinde konuşan Erdoğan, Bahçeli&#8217;ye yüklenmek için MHP&#8217;nin zamanında &#8220;Öcalan&#8217;ı asamadığını&#8221; söylemiş, Bahçeli ise yanıtını miting kürsüsünden halka doğru urgan atarak vermiş ve, &quot;Al sana ip veriyorum, al da as&quot; demişti.<br />
<br />
Açılım tartışmaları sırasında da iki parti sık sık &#8220;Öcalan&#8217;ı asamadınız&#8221;, &#8220;siz niye asmıyorsunuz&#8221; polemiği yürüttü.<br />
<br />
AKP&#8217;nin Kürt açılımından bahsettiği ve muhtemelen Öcalan&#8217;la görüşmelerin sürdüğü bir dönemde basın karşısına geçerek MHP&#8217;nin &#8220;açılımın Amerikan projesi&#8221; olduğu yönündeki eleştirilerini yanıtlayan AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, &#8220;Asıl Amerikan projesi, bölücübaşının idamdan kurtarılması, boynundan ipin çıkarılması&#8221; dedi. Bozdağ, ''İktidarda gürlemek lazım. Erciyes ovasında kurt olup Ankara&#8217;da kuzu olmamak lazım'' dedi şöyle devam etti:<br />
<br />
&#8220;Bölücübaşını niye asmadın da bir ada tahsis edip besledin. Aradın da ip mi bulamadın ayağının altına sehpa mı bulamadın.&#8221;<br />
<br />
<b>Avukatlarına ve ailesine zorluk</b><br />
Öcalan&#8217;la görüşme açıklaması ve açıklamanın Adalet Bakanı&#8217;nın ağzından bu kadar rahat dile getirilmesi, İmralı adasına Öcalan&#8217;la görüşmeye giden avukatlara ve Öcalan&#8217;ın yakınlarına yıllardır neden bu kadar zorluk çıkarıldığı sorusunu da gündeme getirdi. İmralı&#8217;ya giderek Öcalan&#8217;la görüşmek isteyen avukat ve yakınlar hava muhalefeti, deniz motorlarının yakıt ya da teknik eksiklikleri gibi pek çok nedenle İmralı adasına geçemeden Bandırma&#8217;dan dönmek zorunda kalıyorlardı.<br />
<br />
Üstelik Haziran ayı sonunda, AKP hükümetinin Öcalan&#8217;ın avukatlarıyla görüşmeleri yoluyla dışarıya mesaj ilettiğini düşünerek, gerekirse konuşmasını kesmeye hazırlandığı bildirildi.<br />
<br />
AİHM davası süren Öcalan&#8217;ın örgüte verdiği öne sürülen talimatların örnekleriyle toplanarak İngilizce&#8217;ye çevrildiği açıklandı. Öcalan&#8217;ın görüşmelerinin kesilmesi için destek arayan Adalet ve Dışişleri bakanlıklarının uluslar arası destek sağlamak için bu yola başvurdukları, Almanya ve İngiltere&#8217;de bu tür görüşmelerde suç unsuruna rastlanırsa, görüşmenin kesilmesi söz konusu olabiliyor.<br />
<br />
<b>&#8220;Sayın Öcalan&#8221; diyenler neden tutuklandı?</b><br />
Ergin&#8217;in açıklamalarının gündeme getirdiği bir diğer konu BDP ve kapatılan DTP milletvekilleri başta olmak üzere çok Kürt siyasetçisine ve yerel yöneticiye Öcalan&#8217;a &#8220;sayın&#8221; diye hitap ettikleri için açılan davalar. Türkiye&#8217;de hakim siyaset dilinde ve medyada Öcalan için &#8220;teröristbaşı&#8221;, &#8220;bebek katili&#8221; gibi Türkçe&#8217;ye dahi uymayan hakaret içeren ifadeler kullanılırken, &#8220;sayın&#8221; demek suç kabul edildi.<br />
<br />
2008 yılında Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin&#8217;in DTP Diyarbakır Milletvekili ve Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş&#8217;ın soru önergesine verdiği yanıt, 2006 ve 2007 yıllarında, toplam 7 bin 884 kişi hakkında &#8220;Sayın Öcalan&#8221; davası açıldığını ortaya koydu. Bu davalarda toplam 949 kişi ceza alırken, 773 kişi de beraat etti. Öcalan&#8217;a &#8220;sayın&#8221; dendiği için haklarında 2007 yılında dava açılanlardan 167&#8217;sinin ise çocuk olduğu açıklandı.<br />
<br />
Bu davalarda cezalar, Türk Ceza Kanunu&#8217;nun &#8220;suç ve suçluyu övme&#8221; suçunu düzenleyen 215. maddesinden açıldı.<br />
<br />
Çok sayıda kişi hakkında açılan &#8220;sayın davaları&#8221; hala sürüyor. 2010 yılında da bu davaların bazılarından hapis kararı çıktı.<br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=45">Haberler</category>
			<dc:creator>çatkaleliler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3821</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AKP&#8217;nin Talanına, Sermayenin Yalanına Karşı 29 Ağustos&#8217;ta Kadıköy&#8217;deyiz!]]></title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3820&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 18:54:45 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Resim: http://img816.imageshack.us/img816/2991/hayir480x85.jpg  (http://img816.imageshack.us/i/hayir480x85.jpg/) 
 
 
 
AKP&#8217;nin talanına, sermayenin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
<br />
<br />
<br />
AKP&#8217;nin talanına, sermayenin yalanına karşı 29 Ağustos&#8217;ta Kadıköy&#8217;deyiz!<br />
<br />
 <br />
<br />
İnsanlarım, ah, benim insanlarım, <br />
antenler yalan söylüyorsa, <br />
yalan söylüyorsa rotatifler, <br />
kitaplar yalan söylüyorsa, <br />
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa, <br />
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların, <br />
dua yalan söylüyorsa, <br />
ninni yalan söylüyorsa, <br />
rüya yalan söylüyorsa, <br />
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa, <br />
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı, <br />
ses yalan söylüyorsa, <br />
söz yalan söylüyorsa, <br />
ellerinizden başka herşey <br />
                    herkes yalan söylüyorsa, <br />
elleriniz balçık gibi itaatli, <br />
elleriniz karanlık gibi kör, <br />
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, <br />
                                    elleriniz isyan etmesin diyedir. <br />
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız <br />
            bu ölümlü, bu yaşanası dünyada <br />
            bu bezirgân saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.<br />
<br />
 <br />
<br />
AKP yalan üzerine kurulu bir referandum kampanyası yürütüyor. <br />
<br />
 <br />
<br />
Derelerimizi daha kolay satmak, ulaşıma daha kolay zam yapmak için değiştirdikleri Anayasa&#8217;ya EVET demenin özgürlük getireceğini savunuyorlarsa; <br />
<br />
 <br />
<br />
Deniz Gezmiş&#8217;i, Mahir Çayan&#8217;ı anan gençlerimizi Adana&#8217;da, Samsun&#8217;da, Konya&#8217;da hapishanelere tıkanlar 12 Eylül&#8217;de öldürülen devrimcilerin adını ağızlarına alarak EVET oyu istiyorlarsa; <br />
<br />
 <br />
<br />
Sendikalı işçileri kapının önüne koyan Sabah-ATV gibi AKP borazancıları &#8220;sendikal haklar için Anayasa&#8217;ya EVET&#8221; kampanyası yürütecek kadar utanmazlaştıysa; <br />
<br />
 <br />
<br />
&#8220;Şunlar Ermeni, bunlar sünnetsiz&#8221; diye ırkçı bir EVET kampanyası yürütenler utanmadan demokrat kesiliyorlarsa;<br />
<br />
 <br />
<br />
Bu bezirgan saltanatları sürsün diyedir. <br />
<br />
 <br />
<br />
Bu bezirganların, bu yağmacıların, bu talancıların, bu yalancıların karşısına dikiliyoruz.  Çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı, konu komşu hep beraber, tek ses olup Kadıköy&#8217;de buluşuyoruz. HALKIN HAYIRI VAR DİYORUZ!<br />
<br />
 <br />
<br />
Buluşma saati: 15:30 <br />
<br />
Buluşma yeri: Deniz Otel Önü/Kadıköy Rıhtım<br />
<br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
<br />
</div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=11"><![CDATA[Eylemler & Etkinlikler]]></category>
			<dc:creator>isyan_atesi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3820</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erdal Eren'leri Kullanmak İsteyen AKP'yi Kadıköylüler Durdurdu]]></title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3819&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 13:34:06 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Erdal Eren'leri Kullanmak İsteyen AKP'yi Kadıköylüler Durdurdu 
 
Resim:...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font color="Red">Erdal Eren'leri Kullanmak İsteyen AKP'yi Kadıköylüler Durdurdu</font><br />
<br />
<img src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/erenler.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
AKP'nin Erdal Eren, Necdet Adalı ve Veysel Güney'i kirli siyasetine alet etme girişimine Kadıköy halkı ve sosyalist partiler &quot;dur&quot; dedi.<br />
<br />
Kadıköy iskele meydanında, &#8220;Demokrasi Platformu&#8221; adı altında 12 Eylül faşist darbesinde yaşı büyütülerek asılan Erdal Eren, dönemin devrimcilerinden Necdet Adalı ve Veysel Güney ile devrimcilere kurşun sıkmış faşist katil Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun fotoğraflarının &#8220;Demokrasi Platformu&#8221; adı altında yan yana sergilenmesi öfke yarattı. Bu isimlerin hepsinin aynı şekilde mağdur olduğu edebiyatı yapılmasına, TKP, ÖDP ve EMEP Kadıköy ilçe üyeleri ile birlikte Kadıköy halkı büyük tepki gösterdi.<br />
<br />
Kadıköy iskele meydanında &#8220;Demokrasi Platformu&#8221; Tır&#8217;ı üzerine Erdal Eren, Necdet Adalı ve Veysel Güney&#8217;in fotoğrafları faşist katil Muhsin Yazıcıoğlu'nun fotoğrafları ile birlikte sergilenmek istendi.<br />
<br />
Bu çirkin girişime TKP, ÖDP ve EMEP Kadıköy ilçe üyeleri ile birlikte Kadıköy halkı büyük tepki gösterdi ve devrimcilerin AKP&#8217;nin demokrasi şovuna alet edilemeyeceği hatırlatıldı. AKP'yi protesto eden partiler ve halk, &#8220;hayır&#8221; ın sesini daha da yükselterek, devrimcilerin fotoğraflarının sergiden çıkarılmasını ve tırın bir an önce Kadıköy&#8217;den ayrılmasını istediler.<br />
<br />
Artan tepkiler üzerine ilk önce sesli propagandaya son verildi. Akşam saatlerinde &#8220;Demokrasi Platformu&#8221; Tır&#8217;ı Kadıköy iskele meydanından kaldırıldı.<br />
<br />
TKP, ÖDP ve EMEP üyeleri iskele meydanında, 29 Ağustos&#8217;da yapılacak olan &#8220;HAYIR MİTİNGİ&#8221; için bildiri dağıtarak mitinge çağrıda bulundular.<br />
<br />
(soL - Haber Merkezi)</b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=10">Siyasi Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri</category>
			<dc:creator>isyan_atesi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3819</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kürt Solu</title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3818&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 13:29:38 GMT</pubDate>
			<description>*Kürt Solu 
 
Bir alışkanlık haline gelmiştir, Kürt hareketinin Türkiye işçi sınıfıyla yakınlaşmasını, emperyalizme, gericiliğe, sömürüye karşı...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font color="Red">Kürt Solu</font><br />
<br />
Bir alışkanlık haline gelmiştir, Kürt hareketinin Türkiye işçi sınıfıyla yakınlaşmasını, emperyalizme, gericiliğe, sömürüye karşı mücadelede emekçilerin birliğinin sağlanmasını isteyenlerin, Kürt soluna, Kürt devrimcilerine çağrı yapması.<br />
<br />
Oran olarak Kürtler arasında solcunun, devrimcinin daha çok olduğunu, bunun çok büyük bir kazanç olduğunu düşünenlerdenim. &quot;Kriterin nedir&quot; diye sorarsanız, &quot;kendini solda görmek, devrimci olarak adlandırmak&quot; derim. Bu tek başına yetmez, yanıltıcıdır, bununla birlikte önemlidir. Kendini solcu olarak görüp sözgelimi referandumda &quot;evet&quot; tercihini yapanlar nasıl varsa, nasıl &quot;devrim&quot; adına her seçimde gidip CHP'ye oy verenlerle karşılaşıyor ve onlar kendilerini siyasal olarak hâlâ safkan solcu sayıyorlarsa, Kürtler arasında da &quot;Kürt meselesinin çözümü için her şeyin geçerli olduğu&quot;nu düşünerek solculuk yapanlar olması son derece doğal.<br />
<br />
İyidir, güzeldir, kabullenelim demiyorum, durum budur.<br />
<br />
Türkiye'de en fazla solcu, bir bölümü Türkiye solunda olmak üzere, yine Kürtler arasındadır. Bununla birlikte bugün Kürt ulusal hareketinin solu diye bir şey yoktur. <br />
<br />
Sertlik yanlılığı otomatikman solda konumlanmayı sağlamıyor. Arada sırada emekçilerden söz etmek de&#8230;<br />
<br />
Nihayetinde solun evrensel kriterleri var, bu kriterlerin Kürtler için geçerli olamayacağını söyleyenlerle karşılaşılsa da, solda konumlanabilmek için emek eksenli politika üretmek, emperyalizm ve gerici ideolojiler karşısından tutum alabilmek gerekiyor. Birliği savunmak ise solcu bir konumlanış için ilkesel bir koşul olarak görülmemeli. Ama emek eksenli politika üretebilmek, emperyalizme ve gerici ideolojilerle mücadele edebilmek için birliği savunmak mutlak bir zorunluluk.<br />
<br />
Uzatmayalım, bu tabloda Kürt ulusal hareketinin solunu kimin temsil ettiği anlaşılmamaktadır.<br />
<br />
Sağ, bu kez eli kuvvetlenmiş bir biçimde kendini Kürt sermayesi aracılığıyla bir süredir ifade etmeye başladı. Onları cesaretlendiren tek başına AKP değildir, aynı zamanda Kürt ulusal hareketinin sınıfsal temelde de, ideolojik temelde de ayrışmasından korkan, bunu istemeyen, kapsayıcılığın hem uluslararası düzeyde hem de Türkiye'de devletle pazarlıklarda yarattığı avantajı sonuna kadar kullanmaya karar verenlerin kararsızlığıdır da.<br />
<br />
Ancak süreç işlemektedir. Kürt ulusal hareketinin emeperyalizm, piyasacılık ve gerici ideolojiler karşısında sürekli salınan tutumu, yıllar içinde sağın Kürt sorunundaki siyasal ve toplumsal ağırlığını artırdı. Sağda bir karmaşa yok, onlar oldukça netler; AB'ciler, Amerikancılar, son günlerde görüldüğü gibi açık bir patron kimliğiyle çıkıyorlar kamuoyunun karşısına ve elbette gerici ideolojik yapılarla pek sevişiyorlar.<br />
<br />
Giderek sesleri gür çıkıyor, çünkü solcusu bol Kürtlerin ulusal hareketinde sol bir türlü şekillenmiyor.<br />
<br />
Giderek sesleri gür çıkıyor, çünkü demokratik özerklik projesinin motor gücünün Kürt sermayesi olacağını biliyor, projenin şu andaki muğlaklığının kapitalizmin uluslararası ölçekte pek benimsediği yerelleşme politikaları tarafından giderileceğini seziyorlar.<br />
<br />
Giderek sesleri gür çıkıyor, çünkü Türkiye burjuvazisiyle kader birliği yapmış olmanın, &quot;birlikçi&quot; görüntü verebilmenin, rahatlığı ile hareket ediyorlar.<br />
<br />
Kürt sağı budur.<br />
<br />
Kürt sağı tuzağını kurmuştur.<br />
<br />
Muhataplarına ya bu sınıfsal-ideolojik çerçeveyi kabul ettirecek ya da onları daha &quot;keskin&quot;, daha ayrılıkçı, daha milliyetçi bir söyleme ittirecek. İkisi de yıkım!<br />
<br />
Bu noktadan sonra şimdiye kadar hareketin bütünlüğü korumaya yarayan aşkın otoritenin manevraları bu tuzaktan kurtulmaya yetmez.<br />
<br />
Her şey açık, Türkiye sınıfsal ve onlara uygun ideolojik konumlanışları davet ediyor.<br />
<br />
Benim merakım, Türkiye solunun bu tuzağın işlemesine daha ne kadar &quot;destek&quot; olacağı...<br />
</b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=220">Kemal Okuyan</category>
			<dc:creator>isyan_atesi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3818</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Elbette Biz De İktidarın Valisiyiz"]]></title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3817&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 11:50:46 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*"Elbette biz de iktidarın valisiyiz"* 
   
 
Resim: http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/igdir_valiligi.jpg  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>&quot;Elbette biz de iktidarın valisiyiz&quot;</b><br />
  <br />
<br />
<img src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/igdir_valiligi.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <br />
<br />
<b>Iğdır&#8217;da yerel basın kuruluşlarını ziyaret eden Vali Amir Çiçek, &#8220;Valilik mesleği yarı siyasidir. Bizi iktidar atadıysa elbet biz de iktidarın valisiyiz&#8221; dedi.</b><br />
<br />
Kent merkezindeki yerel gazete ve televizyonları ziyaret eden Vali Amir Çiçek, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Vali Çiçek, irtica ile mücadele eylem planını hazırladığı iddia edilen Albay Dursun Çiçek ile bir akrabalık bağının bulunup bulunmadığını sorusuna, &#8220;Konumuzla alakası yok ama kendisi uzaktan akrabamdır&#8221; yanıtını verdi. Kısa sürede konuyu değiştiren Vali Çiçek şunları söyledi:<br />
&#8220;Biz burada her düşüncenin valisiyiz. Devleti temsil ediyoruz. Hükümetin de memuruyuz. Bakanların her birinin temsilcisiyiz. Biz iyi hizmet edersek, bu hizmetlerden tabi ki hükümet yararlanacaktır. Valilik mesleği yarı siyasidir. Hükümet kendi icraatını yürütmesi için valiyi atar ama partizan değildir. Bizi iktidar atadıysa, elbet biz de iktidarın valisiyiz. İktidar partisinin projelerini uygularız ama partizan değiliz. Vatandaş kim olursa olsun bizim için eşittir. Burada başarılı iş yapıyorsan bu hükümete mal edilir. Iğdır güzel bir il. Vatandaşlar da bizim özel yaşantımızı bırakıp icraatlarımıza baksın. Bu ülkede vatandaşı birbirine düşüren, öteleyen, ayıran, inançlarına hükmeden yani kim suç işlediyse cezasını çekecektir ve çekmektedir. Ülkemizin Mahkemeleri çalışmaktadır suç işleyenler mutlaka cezalandırılacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Birliğini beraberliğini dün olduğu gibi bugünde sağduyulu vatandaşlarımızın sayesinde koruyacaktır. Iğdır&#8217;da da sağduyulu vatandaşlarımız çok fazla.&#8221;</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=45">Haberler</category>
			<dc:creator>Yurtsever</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3817</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[&#8220;Evet Diyeceksiniz Ulan!&#8221;]]></title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3816&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 11:46:42 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*&#8220;Evet diyeceksiniz ulan!&#8221;* 
 
25.08.2010 - 07:30   
 
Resim:...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>&#8220;Evet diyeceksiniz ulan!&#8221;</b><br />
<br />
25.08.2010 - 07:30  <br />
<br />
<img src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/2010_08_25_01.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <br />
 <br />
<b>Türkiye&#8217;nin bir sivil dikta rejimine gidip gitmediği tartışıladursun, AKP&#8217;liler şimdiden faşizmin tüm davranış kalıplarını benimsemiş durumda. Ekran karşısında AKP&#8217;lileri izleyenler, Hitler ya da Mussolini&#8217;den farksız liderler görüyor.</b><br />
Faşizm bir siyasi ideolojinin ismi olsa da, faşizan tavır, siyasi ideolojinin dışında, her bireyin düşünce ve davranış kalıplarında rastlanılan bir olgu. AKP&#8217;liler, şimdiye kadar her köşeye sıkıştıklarını düşündüklerinde bu faşizan ruhlarını açığa çıkaran tavırlar sergilediler. Referandum sürecinde ise AKP&#8217;nin faşist yüzü iyiden iyiye açığa çıktı.<br />
Sadece dün gün içinde basına yansıyan üç haber, AKP&#8217;lilerin kişisel tavır ve davranışlarında faşist liderlerden pek bir farkları olmadığını bir kez daha kanıtladı...<br />
<b><br />
Erdoğan Ali Kırca&#8217;yı canlı yayında azarladı</b><br />
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ali Kırca&#8217;nın sunduğu Siyaset Meydanı programına konuk oldu. Erdoğan&#8217;ın program boyunca tavırlarını izleyenler, karşısındakini küçük gören bir kişiyle karşı karşıya olduklarını hissettiler. Ancak öyle bir an vardı ki, Erdoğan faşizan karakterini apaçık gösterdi.<br />
<br />
Daha Ali Kırca sorusunun başında &#8220;Belki Büyükanıt meselesine geliriz ama...&#8221; dediği sırada Erdoğan Kırca&#8217;nın sözünü keserek &#8220;Ona bir daha gelme artık&#8221; emrini verdi. Kırca, bu şakayla karışık emir karşısında gergin bir şekilde gülmek ve sorusuna devam etmek zorunda kaldı.<br />
Ardından Erdoğan, Ali Kırca&#8217;nın genelkurmay başkanlarıyla ilgili sorusuna &#8220;Ali Bey bu tür bir soru sorulur mu ya?&#8221; diyerek Ali Kırca&#8217;yı azarlamaya koyuldu. Program başından beri yanındaki diğer gazeteci Tuba Atav&#8217;la birlikte soruları Erdoğan tarafından kesilen Kırca ise bu tavır karşısında &#8220;Siz çocuk mu azarlıyorsunuz?&#8221; diyemedi.<br />
Erdoğan, belli ki karşısında Yiğit Bulut gibi gazeteciler istiyordu.<br />
<b>Arınç TRT&#8217;yi azarladı</b><br />
Başbakan Erdoğan&#8217;ın gazetecilere böyle bir tavrı layık görmesinden birkaç saat sonra yardımcısı Bülent Arınç da liderinin izinden gidiyordu. Arınç, Gümüşhane gezisi sırasında kendisini takip eden gazetecilere hangi kurumlardan geldiklerini sordu. Arınç, daha sonra &#8220;TRT burada mı?&#8221; diye sordu ve olmadığını öğrenince, belli ki çok önemsediği halde takip edilmemiş olmasının cezasız kalmayacağını bildirdi.<br />
<br />
Arınç, önce &#8220;Onlar Milli Gazete gibidirler. İş bittikten sonra gelirler&#8221; dedi, ardından da yanındaki görevlilere dönerek &#8220;Yaz onu bir kenara, TRT kimse, yan gelip yatmasınlar&#8221; emrini verdi.<br />
Arınç hemen ardından &#8220;Anadolu Ajansı burada mı?&#8221; diye sordu. AA muhabirinden yükselen &#8220;Evet efendim&#8221; yanıtı, Arınç&#8217;ın nasıl bir muhabir istediğini gösteriyordu. Arınç, bu muhabire de &#8220;Göster kendini kardeşim&#8221; dedi.<br />
<b><br />
&#8220;Siz Başbakan&#8217;ın tozu olamazsınız&#8221;</b><br />
Faşist karakterin başlıca özelliklerinden birisi, altındakilere dönük bu aşağılayıcı tavır kadar, üstündekilere dönük aşırı bir yüceltme ve tapınma halidir. Bu iki durumu birden, aynı anda, liderlerinin gazetecileri azarladığı aynı gün, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı gösterdi.<br />
Hükümet ile kamu emekçileri sendikaları arasındaki toplu görüşmelerin üçüncü turunda Kamu-Sen&#8217;e bağlı Türk Büro Sen&#8217;in başkanı Fahrettin Yokuş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın TÜSİAD&#8217;a referandumla ilgili gösterdiği &#8220;Bitaraf olan bertaraf olur&#8221; tepkisinin demokratik olmadığını belirterek, &#8220;Bu demokratik tavır değil. Herkes atacağı oyu kendi bilir&#8221; dedi.<br />
Liderinin eleştirilmesine dayanamayan Bakan Yazıcı, bu eleştiriye yanıt vermek yerine Yokuş ve masadaki diğer kamu emekçisi temsilcilerine &#8220;Siz Başbakan&#8217;ın tozu bile olamazsınız&#8221; dedi.<br />
Neyseki sendika temsilcileri henüz gazeteciler kadar &#8220;kaşarlanmadıkları&#8221; için Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız Yazıcı&#8217;ya &#8220;Siz bizi azarlayamazsınız&#8221; diye çıkıştı, Yokuş da Yazıcı&#8217;ya &#8220;Başbakan peygamber mi?&#8221; diye seslendi. Ortam, KESK&#8217;in görüşmeleri protesto etmesinin ne kadar hayırlı bir olduğunu ortaya çıkarırken, AKP&#8217;nin Anayasa değişikliğiyle beraber &#8220;memurlara sendikal haklarını veriyoruz&#8221; iddiasının niye hiçbir temeli olmadığını da, ilgili bakanın kişisel tavrı üzerinden faş ediyordu.<br />
<b>Kendilerini üstün görüyorlar</b><br />
AKP&#8217;liler faşizmin ruhunu öylesine benimsemişler ki, kendilerini herkesten üstün görüyorlar. Bu yüzden Başbakan çiftçileri &#8220;Ananı da al git ulan!&#8221; diye azarlıyor. Bu yüzden yanlarında çalışanları dahi küçük görüyorlar. Bu yüzden birkaç gün önce Erdoğan, miting konuşması sırasında bütçeden rakam vermek istediğinde &#8220;Maliye, maliye nerede?&#8221; diye bağırarak Mehmet Şimşek&#8217;i çağırıyordu. Bu yüzden domuz gribi tartışmaları sırasında Erdoğan Meclis&#8217;te herkesin önünde Sağlık Bakanı Recep Akdağ&#8217;ı azarlıyor, Akdağ salonu suratı bin parça terk etmek zorunda kalıyordu. <br />
Bu faşist ruhun tezahürü, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu&#8217;nun, artık onlarcası intihar eden ataması yapılmayan öğretmenlerden ikisi kendisine sitem edince &#8220;Sözleşmeli öğretmenliğe başvurmayabilirdiniz&#8221; yanıtındaki vurdumduymazlığıydı. Hele ki protesto edildiklerinde, kendilerine karşı çıkıldığında çileden çıkan bu faşizan karakterlerin örneği, Şubat ayında AKP meclis grup toplantısında nükleer enerjiyi protesto eden grubu çekmek isteyen gazetecilere kapıyı göstererek &#8220;Medyaya açın kapıları... Açın kapıları... Açın kapıları, açın gitsinler&#8221; diyen Başbakan Erdoğan&#8217;dı. Öyle kaptırdı ki kendini Erdoğan bu faşist tavra, Yunanistan&#8217;da dahi Yunan gazetecileri &#8220;Yunan Silahlı Kuvvetleri medyası gibi davranıyorsunuz&#8221; diye azarlamaktan çekinmedi. AKP&#8217;liler o kadar faşizanlaştı ki, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Erzurum'un Tekman İlçesi'nde ilçe merkezi dışında olduğu için hastaneye servis isteyen bir vatandaşa, &quot;Senin gibi provokatörleri çok gördüm&quot; diyebildi.<br />
AKP&#8217;liler kendilerini bu ruha öylesine teslim etmişler ki, kendilerini büyük görürken, liderlerini ise yere göğe sığdıramıyorlar. Bu yüzdendir ki geçtiğimiz Cuma günü AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, &#8220;Yüksek Askeri Şura toplantılarında Başbakan&#8217;la Genelkurmay Başkanı'nın yan yana, aynı hizada oturmasını içime sindiremiyorum&#8221; diyordu.<br />
Bu sözler, AKP&#8217;lilerin faşizan kafa yapısının artık karikatür denecek seviyeye kadar geldiğini gösteriyordu. Charlie Chaplin, &#8220;Büyük Diktatör&#8221; filminde aynen bu durumu şöyle tiye alıyordu:<br />
<br />
Artık Türkiye'de gazetelerin arşivleri, AKP'lilerin faşist liderlerle benzerliklerine dair sayısız haberle dolmuş durumda. AKP'lilere bakıldığında giderek her şey daha fazla Hitler'i, Mussolini'yi andırıyor.<br />
 <br />
<img src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/fotograf/Screen_shot_2010-08-25_at_5.59.52_AM.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
<img src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/fotograf/mussolini2.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
<img src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/fotograf/erdogan_cok_kizgin.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
(soL - Haber Merkezi)</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=45">Haberler</category>
			<dc:creator>Yurtsever</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3816</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hem Askerci Hem PKK'ci, Hem Tarikatçı Hem de CHP'liyiz!]]></title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3815&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 12:53:30 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Hem Askerci Hem PKK'ci, Hem Tarikatçı Hem de CHP'liyiz! 
 
Başbakan saymaya başlıyor, CHP, MHP, BDP, TKP, YARSAV diye&#8230; Evet cephesini "korkutarak"...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font color="Red">Hem Askerci Hem PKK'ci, Hem Tarikatçı Hem de CHP'liyiz!</font><br />
<br />
Başbakan saymaya başlıyor, CHP, MHP, BDP, TKP, YARSAV diye&#8230; Evet cephesini &quot;korkutarak&quot; sağlamlaştıracak ya, &quot;bakın hayır diyenler arasında PKK var, komünistler var, Ergenekoncular var&quot; demeye getiriyor. Hayır cephesinde ise panik yaratacak. CHP'liler uzun süredir MHP'ye alıştı, bir rahatsızlık duyana da rastlamadım lakin TKP'nin adının kendileriyle birlikte anılmasından çekinenler elbette oluyor. İlle düşmanlık gerekmiyor, &quot;koskoca CHP ile bindelik bir parti nasıl eşit görülebilir&quot; itirazı, yalnız bize özgü değil, CHP'nin kendini parçası saydığı sosyal demokrat gelenek hemen her ülkede &quot;dünyaları ben yarattım&quot; tarzıyla hareket ediyor.<br />
<br />
Doğruya doğru, şu dünyanın hallerinde sosyal demokrat geleneğin az sorumluluğu yok!<br />
<br />
Bir de, &quot;yahu halkımız komünistlere karşı önyargılı, nereden çıktı şimdi bu tekape mekape&quot; diye rahatsızlanan siyaset kurtları var. Onlara göre komünistler &quot;hayır&quot; diyerek çok iyi yapıyorlar ama bunu neden komünistlik adına yapıyorlar, onu bir türlü anlayamıyorlar. &quot;Hayır&quot; bildirilerinin altında TKP'nin adının yazılmamasının daha şık olacağını söyleyen CHP'lilerle karşılaşıldığını duydum, onlar da herhalde birilerinin &quot;TKP de hayır diyormuş, bu komünistler başımıza iş açar, iyisi mi evetçi olalım&quot; diyrek yan çizeceklerinden korkuyorlar.<br />
<br />
Hiç kuşku yok Erdoğan en fazla MHP'de etkili olacağını düşünüyordur, son günlerde kürsüden hayır cephesini tarif ederken TKP'yi de işin içine katmanın. Zaten &quot;hayır&quot; kararı nedeniyle iç sorunlar yaşayan MHP için basit bir sorun değil solcuların, devrimcilerin, komünistlerin tavrı. Sinirden ağlayanlar bile oluyordur.<br />
<br />
Erdoğan'ın TKP'lilere &quot;gördünüz mü, partiniz MHP ile aynı safta&quot; mesajı vermeyi amaçlaması ise mümkün değil. Bunun için konuşmalarını ya &quot;sol&quot;dan birilerinin hazırlıyor olması ya da komünizmle ilgili faşistlere rahmet okutturacak duygularından arınması gerekir. Bildiğim kadarıyla Doğan Tarkan henüz başbakana danışmanlık yapmıyor, Erdoğan'ınsa bilinçaltından, üstünden, yanından, her bir tarafından giderek daha fazla komünizm düşmanlığı fışkırıyor.<br />
<br />
Zaten bu konuda Erdoğan'a ihtiyaç yok, sol kendi içinde &quot;gördünüz mü, MHP ile, Ergenekoncularla yan yana geldiniz&quot;, &quot;asıl siz kendinize bakın, Hrant'ın kattilleriyle kol kola girdiniz, BBP'yle saf tuttunuz&quot; muhabbetine dalmış durumda.<br />
<br />
Herkes birbirini bir başkası üzerinden tarif etmeye, yargılamaya çalışıyor.<br />
<br />
Ve işler ciddi ölçüde karışmış durumda.<br />
<br />
AKP ne diyor? &quot;Eyyy MHP'liler, referandumu boykot etmek, hayır demekten farksızdır. Siz PKK boykotçularıyla ittifak yapıyorsunuz, milliyetçilik bu mudur, ülkücü şehitlerin kemikleri sızlamamakta mıdır&#8230;&quot;<br />
<br />
AKP başka ne diyor? &quot;Hey Kürtler, PKK'ye gönül verenler, özgürlük istiyordunuz, asker vesayeti kalkmalı diyordunuz, işte fırsat! Ama siz ne yapıyorsunuz; statükocularla, darbecilerle, cellatlarınızla, faşistlerle işbirliğine gidiyorsunuz!&quot;<br />
<br />
MHP'yi PKK ile, PKK'yi MHP ile korkutmaya çalışıyor!<br />
<br />
Bütün bunların bir değeri, anlamı kalmamıştır.<br />
<br />
En azından sol, bu saçmalıktan kurtulmalıdır.<br />
<br />
Herkes önce kendi bacağından asılmalıdır.<br />
<br />
Herkesin önce ne istediği, neyi savunduğu, nasıl bir Türkiye arzuladığı anlaşılmalıdır.<br />
<br />
Çizgileri belirsizleştiren kriterleri önemsizleştirip &quot;sınıfsal&quot; derinliği olan ayrım noktalarına odaklanılmalıdır.<br />
<br />
Örnek olsun, AKP bir iktidar partisi olarak, tarihsel bir döneme denk düşen bir siyasi oluşum olarak, başat sınıfsal aktörlerden biri olarak, yaşamsal bir ayrışma konusudur. AKP'nin iddiaları, projeleri, uygulamaları, uluslararası dengelerde oturduğu bir yer vardır. Bunlara bakarsınız, bunlara göre karar verirsiniz. AKP'ye karşıyım dersiniz.<br />
<br />
Verdiğiniz karara bakıp, &quot;CHP, MHP de benzer şeyler söylüyor&quot; diyenlere gülüp geçer, çok ısrarcılarsa, geçerken rezil edersiniz. Ama &quot;başkalarıyla korkutma yarışı&quot;na girmezsiniz.<br />
<br />
Bırakın birileri &quot;AKP'ye karşı değilim, çünkü darbelere karşıyım, AKP'ye karşı olmak darbecilik&quot;tir desin, bırakın Hacı Ufuk &quot;sandıktan hayır çıkması Ergenekon'un zaferi olur&quot; diye fetva yayınlasın, sağdan soldan &quot;aaaaa sen nasıl solcusun, 12 Eylül'cülerle nasıl birlik olursun&quot; sataşmaları gelsin.<br />
<br />
Ayarı bozuk Türkiye'de, çizgileri yeniden çizmenin tam zamanıdır. Türkiye'de toplumsal hafızanın can çekiştiği, ilkesizliğin tavan yaptığı, hiçbir gelişmenin şaşırtıcı olmadığı bir ortamda &quot;başkası ile korkutmak&quot; siyasette fazla işe yaramaz, sola ise hiç yaramaz.<br />
<br />
Tersine solun ayağa kalkması, başkaları üzerinden değil, kendi söylediklerine yaslanarak ve ayrışma konularını yeniden düzenleyerek mümkün olacak.<br />
<br />
Birliği savunduğumuz için MHP'li, AKP'ye karşı olduğumuz için CHP'li, Ergenekon operasyonunun asıl amacını deşifre ettiğimiz için TSK'cı, Kürtlere eşitlik ve özgürlük istediğimiz için PKK'ci, CHP'nin bugünkü politikalara seçenek oluşturmayacağını söylediğimiz için AKP'ci, genelkurmayın Amerikancı ve gerici olduğunu vurguladığımız için cemaatçı olmakla suçlanıyoruz.<br />
<br />
Bundan ürkeceğiz ve sonra da devrimci iddialar taşıyacağız, öyle mi!<br />
</b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=220">Kemal Okuyan</category>
			<dc:creator>isyan_atesi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3815</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[&#8216;Evet&#8217; Pazarlığı ve Kürt Hareketinde Kırılma]]></title>
			<link>http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3814&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 08:30:03 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*&#8216;Evet&#8217; Pazarlığı ve Kürt Hareketinde Kırılma 
 
Türkiye'nin siyasal ve entelektüel ortamında yeterince üzerinde durulmayan, benim zaman zaman dikkat...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font color="Red">&#8216;Evet&#8217; Pazarlığı ve Kürt Hareketinde Kırılma</font><br />
<br />
Türkiye'nin siyasal ve entelektüel ortamında yeterince üzerinde durulmayan, benim zaman zaman dikkat çekmeye çalıştığım önemli, önemli olduğu kadar bu toprakların geleceği bakımından da tehlikeli bir durum yaşanıyor.<br />
<br />
Bir süredir Kürt siyasal hareketini oluşturan bileşenlerin önemli bir kesimi, sağlı-sollu liberaller ve kendilerini hala solda sayan kimi aydınlar Kürt sorununun sağcı, gerici, islamcı ve muhafazakar güçlerle işbirliği içinde çözüleceğine inanmış görünüyorlar.<br />
<br />
Kürt siyasal hareketi Türkiye&#8217;nin ilerici, aydınlanmacı ve devrimci birikiminden kopuyor.<br />
<br />
Kürt siyasal hareketi, son derece pragmatik gerekçelerle, reel politiğin ihtiyaçlarından hareketle ve milliyetçi bir tutumla gerici, sağcı ve emperyalist güçlerle işbirliği yaparak &#8220;ulusal sorunu&#8221; çözebileceğini düşünüyor.<br />
<br />
Evet, yükselen yeni sermaye güçleriyle, emperyalistlerle, gericilerle, islamcılarla, sağcılarla işbirliği yapılarak da Kürt ulusal sorunu &#8220;bir şekilde&#8221; çözülebilir. Ancak bu çözüm kaçınılmaz olarak gerici olacaktır. Dahası esas olarak ilerici, aydınlanmacı ve devrimci güçlerle çatışması kaçınılmazdır. Dolayısıyla böyle bir çözümü sosyalistlerin desteklemek gibi bir sorumluluğu yoktur. Solcu ya da devrimci olma ölçütünün bu çözümü desteklemek değil, tam tersine karşı çıkmak olacağı da kesindir.<br />
<font color="Red"><br />
Emperyalist yoldan kaderini tayin etmek!</font><br />
<br />
Güney Kürdistan'da (Kuzey Irak'ta) kurulan federe devlet üzerinden Irak Kürtleri kendi kaderlerini emperyalist yoldan tayin etti. Olabilir&#8230; Ancak bilinmelidir ki, kurulan bu devlet devrimci, aydınlanmacı, sol&#8217;a açık ya da sosylizm yönelimli, hatta burjuva anlamda demokratik bir devlet de değil, düpedüz Amerikancı, ilkel kapitalist ve gerici bir devlettir. Söyler misiniz, sosyalistler böyle bir devleti, Kürt burjuvalarının, toprak ağalarının, şeyhlerinin, islamcı ruhban sınıfının eğemenliğini tesis eden ve emekçilerin birliğini yeni bir ulusal sınırla bölen böyle bir olşumu neden desteklesin? Evet, neden?..<br />
<br />
Dolayısıyla bir kez daha belirtilmeli ve hatırlanmalıdır ki, &#8220;ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı&#8221; zaman ve mekan dışı mutlak bir ilke değildir.<br />
Kürt hareketinin ve onun nüfuz alanındaki kimi sol çevrelerin son yıllarda Türkiye'nin ilerici tarihsel birkiminden ve aydınlanma geleneğinden kopma sürecine girişi ağır sonuçlar yaratacaktır.<br />
<br />
Kürt hareketinin ve onun etkisi altındaki kimi &#8220;kürtcü&#8221; sol çevrelerin söz konusu eğilimi, bu ülkenin çoğunluğunu oluşturan kesimleri, örneğin Türkleri (dolayısıyla Türk emekçilerini, aydınlarını, alt/orta sınıflarını) ve sunni inanışlı kesimleri büyük bir aymazlık ve sorumsuzlukla sağcılara, muhafazakarlara ve gericilere bırakmaktadır.<br />
<br />
Bu tutum, etnik ve dinsel kimliklere özel bir vurgu yapan aktüel felsefi ve siyasal anlayışlarla (neo-liberalizm, post-modernizm) birleştiğinde son derece ağır tarihsel sorunlar yaratıyor. Bu nedenle sosyolojik değerlendirmelerinde modern toplumsal sınıfları esas alan, ulusal sorunu bu bağlamada değerlendiren ve tarihi sınıf mücadeleleri üzerinden açıklayan sosyalistler, milliyetçi ayrılıkçılık (devrimci değil, milliyetçi ayrılıkçılık) ile aralarına net bir mesafe koymak zorundadır.<br />
<br />
Bu nedenle, politik mücadeleyi sınıflar çatışması ve tarihselcilik perspektifinden hareketle kurgulayan sol/sosyalist güçler, siyasal ve felsefi tutumlarını belirlerken, ayrıştırıcı etnik ve dinsel kimlik taleplerine karşı tutum almalıdır. İnsan aklının yeniden teslim alındığı, bilimin yerine teolojinin geçirildiği gerici bir toplumsal dönüşüm projesine karşı uzlaşmaz bir mücadele verilmelidir. Bu mücadele, sol&#8217;un öncelikli görevi olmalıdır.<br />
<br />
<font color="Red">Kürt hareketi her koşulda desteklenir mi?</font><br />
<br />
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bu ortamda sınıf mücadelesinden söz etmek, örneğin Kürt burjuvalarına ve ortaçağ artığı feodallerine karşı da mücadele edilmesi gerektiği görüşünü savunmak bile neredeyse ve akıl almaz şekilde milliyetçilik suçlaması için yeterli olabiliyor.<br />
Oysa sadece Kürt diye neden bazı burjuvalara, örneğin Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası&#8217;na, toprak ağalarına, gerici şeyhlere destek verelim? Sahi, neden? Bunu birisi açıklayabilir mi?<br />
<br />
<font color="Red">Sosyalistler olarak bizi ilgilendiren Kürt halkıdır, emekçileridir, işçileri ve yoksul köylüleridir, değil mi?</font><br />
<br />
Gericilikle, sağcılıkla, emperyalistlerle, yükselen yeni sermaye sınıfı ve bu sınıfın da içinde yer aldığı yeni iktidar bloku ile işbirliği içinde çözülecek bir Kürt sorunu &#8211;ki gerçek bir çözüm olmayacaktır- ancak gericilik üretebilir. Tarihsel ve kategorik olarak karşı devrimci bir çözüm olacaktır bu. Dahası bu topraklardan kimseye bir hayrı dokunmayacaktır.<br />
<br />
Yukarıda sorduğum soruyu daha net biçimde tekrarlamak istiyorum; sosyalistler neden &quot;ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı&quot; ilkesini tarih ve coğrafya dışı bir yaklaşımla, yani her hal ve şartta savunmak zorunda değildir?<br />
<br />
Yanıt veriyorum; çünkü ulusal kurtuluş mücadelelerinin desteklenmesi ve ulusların kaderlerini tayin hakkının savunulması, sosyalistler için ancak ilgili ülkede ve dünyada devrim ve sosyalizm mücadelesine katkıda bulunduğu, emperyalizmi gerilettiği, işçi sınıfı ve ezilenlerin özgürlük ve eşitlik mücadelesini ileriye doğru taşıdığı sürece desteklenebilir.<br />
<br />
Sosyalistler gerici, burjuva karakterli ve emperyelizmle işbirliği içindeki ulusal mücadeleleri, işçi sınıfını ve ezilenleri bölen milliyetçi hareketleri desteklemek zorunda değildir.<br />
<br />
Ezilen ulus milliyetçiliği her hal ve şartta desteklenemez. Ancak belli koşullar altında, örneğin devrimci mücadeleye katkıda bulundukları ölçüde sadece &#8220;hoşgörülebilir&#8221;. Lenin&#8217;in bu yaklaşımı sürekli olarak yanlış yorumlanmış, daha da kötüsü her türden milliyetçi politik yönelimin gerekçesi haline getirilmeye çalışlmıştır.<br />
<br />
Örneğin Yugoslavya'da, dolayısıyla Kafkaslarda, Baltık havzasında ve Ortadoğu&#8217;da olduğu gibi küçük uluslar emperyalist yoldan da kendi kaderlerini tayin edebilirler. Nitekim öyle de olmuştur. Kosova'da ayrılıkçılar bağımsızlık ilanını ABD ve AB bayraklarıyla meydanlarda kutladılar. Sosyalistler, Kosovalı Arnavutların ABD bayrakları ve emperyalizmin diğer simgeleriyle kutladığı bağımsızlık ilanını desteklemek zorunda mıdır?<br />
Böyle bir zorunluluk var mıdır?<br />
<br />
Örneğin, İsrail ve ABD&#8217;nin kuruluşuna belirleyici katkı verdiği Irak&#8217;ın kuzeyinde kurulan Kürdistan Federe Devleti&#8217;ni devrimcilerin ve sosyalistlerin desteklemek zorunluluğu var mıdır?<br />
<br />
Hayır, kesinlikle böyle bir zorunluluk yoktur.<br />
<br />
Tam tersine, emekçileri dinlerine ya da milliyetlerine göre bölen, emperyalizmin bölgesel ve küresel çıkarlarına hizmet eden her türden politik eyleme karşı sosyalistler esastan mücadele etmek zorundadır. Irak&#8217;ın kuzeyinde kurulan Kürt federe devleti de bu türden bir oluşumdur.<br />
CIA ve Mossad&#8217;ın eğittiği Kürt özel kuvvetlerine mensup personelin Iraklı anti-emperyalist aydınları, ulusal/birleşik bir direniş cephesini kurma potansiyeline sahip gazetecileri, yazarları, sosyologları &#8220;nokta suikastları&#8221; ile öldürmelerini sosyalistler neden desteklesin? Söyler misiniz, neden?<br />
<br />
Bu mudur ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı?<br />
<br />
<font color="Red">Değişen dünyada UKKTH</font><br />
<br />
Daha önce çeşitli yazılarımda vurguladığım gibi; sol, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı (UKKTH) ilkesini, bugünün dünyasında hiçbir şey değişmemiş gibi, örneğin sosyalist sistemin henüz çözülmediği ve dev bir güç olan Sovyetler Birliği'nin dağılmadığı bir dünya-tarihsel durumda/dönemde olduğu şekilde savunabilir mi?<br />
<br />
Bir önceki dönemde işçi sınıfı hareketinin ve dünya devriminin bir bileşeni olan ulusal kurtuluş mücadeleleri, günümüzde pekala gericiliğin ve emperyalizmin bir hegemonya aracı haline gelebilir. Nitekim Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar'da tartışmasız şekilde böyle olmuştur.<br />
Demokrasi, insan hakları ve ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı gibi sol için büyük değer taşıyan ilkeler, ne yazık ki emperyalist müdahale, işgal ve katliamların birer gerekçesi haline getirilerek kirletilmiştir. Bu durum bir olgudur ve sol tarafından görmezden gelinemez. Yugoslavya&#8217;ya yapılan NATO müdahelesi ve bu güzel ülkenin birkaç yılda yedi parçaya bölünmesi, Irak ve Afganistan&#8217;ın işgali tam olarak bu gerekçelerle hayata geçirildi.<br />
<br />
Çünkü Soğuk Savaş sonrasında uluslararası hukuk yeniden oluşturuldu, kavramlar yeniden belirlendi. Egemenlik, içişlerine karışmama, bağımsızlık, sınırların dokunulmazlığı, ulusal devlet gibi bir önceki dönemden kalma kavramların da içi yeniden dolduruldu.<br />
<br />
Örneğin, &#8220;egemenlik hakkı&#8221; diye bir ilkenin artık geçerli olmadığı, hiçbir devletin artık &#8220;içişleri&#8221;nin olmadığı, dahası &#8220;uluslararası toplum&#8221;un (bu kavram emperyalist devletlerin kibar bir ifadesidir) bir ülkenin içişleridir diye bir despotun kendi halkına &#8220;zulüm&#8221; yapmasına izin verilmeyeceğini ileri sürdüler. Burada &#8220;zulüm&#8221; olup olmadığını takdir edecek güç de yine emperyalistlerin kendileridir.<br />
<br />
Sosyalistler son çözümlemede işçilerin ve emekçi halkların ayrılığından değil, birliğinden yanadır. Durum böyle olmasına karşın, içinden geçtiğimiz tarihsel dönemeçte Kürtlerin, ayrılık da dahil olmak üzere kendi geleceklerini özgürce tayin etme hakkının ilke düzeyinde savunulması sosyalist bir tutumdur. Gelgelelim ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı soyut değil, somut bir ilkedir.<br />
<br />
Altını çizerek bir kez daha belirtiyorum; eğer ayrılık ülkede, bölgede ya da dünyada devrim ve sosyalizm mücadelesine katkıda bulunuyorsa, yani daha büyük, adil, özgür ve eşitlikçi bir birliğe hizmet ediyorsa savunulur. Yok eğer gericiliği, sermaye egemenliğini ve emperyalizmi güçlendiriyorsa sosyalistler ayrılıktan değil, birlikten yana olmak zorundadır.<br />
<br />
Bu günkü somut durum ayrılığı değil, birliği gerektirmektedir.<br />
<font color="Red"><br />
Kürt hareketi Türkiye&#8217;nin ilerici birkiminden kopuyor mu?</font><br />
<br />
PKK ve Kürt hareketi Türkiye'nin (var olduğu kadarıyla) ilerici tarihsel birikiminden ve devrimci ikliminden uzaklaştğı için sol'dan da kopmaktadır.<br />
<br />
Kürt hareketi bugün bütün sınıfsal taleplerini geri çekmiştir. PKK ve Kürt enteljensiyası emperyalizme, feodalizme ve gericiliğe karşı bir mücadele perspektifi ve programı ortaya koymamaktadır.<br />
<br />
İşte bu nedenle PKK çok rahatlıkla AKP hükümetiyle işbirliği yaparak referandumda &#8220;evet&#8221; eğilimine hayati bir destek sunmaktan kaçınmıyor. Nitekim PKK ve Kürt hareketi AKP hükümetiyle yürüttüğü gizli diplomasi ile ateşkes ilan ediyor ve bunun referendum sonuna kadar devam edeceğini açıklıyor. Sol&#8217;u &quot;cepte&quot; saydıkları anlaşılıyor.<br />
<br />
PKK liderlerinden Murat Karayılan, sol&#8217;un ana akımlarının ve belirleyici güçlerinin oluşturduğu &#8220;Hayır Bloku&#8221; olgusunu hiç dikkate almadan Fırat Haber Ajansı&#8217;na yaptığı açıklamada, &#8220;ateşkesin devlet içerisinden bazı yetkililerin Abdullah Öcalan&#8217;la yaptığı temaslar&#8221; ın ardından ilan edildiğini belirtiyor.<br />
<font color="Red"><br />
Karayılan şunları söylüyor:</font><br />
<br />
&#8220;Açıklanmasında bir sakınca görmediğimiz diğer önemli bir gelişme de devletin, önderliğimizle (A. Öcalan&#8217;la) geliştirdiği diyalog temelinde ateşkes talebinde bulunmasıdır. Aslında önderliğimiz aradan çekilmişti ancak, talep üzerine yeniden devreye girerek, çağrıları ve devletten doğru gelen istemi de dikkate alarak, bir kez daha barışa şans tanınması için hareketimize bir mesaj gönderdi.&#8221; (Vatan gazetesi, 18.08.2010)<br />
<br />
Karayılan aynı demecinde, &#8220;eğer referendum süresince ateşkes ilan etmeseydik &#8216;hayırcılar&#8217; kazanacaktı&#8221; diyor. Yani PKK liderliği, sol&#8217;un, sosyalist hareketin takındığı politik tutumu hiç dikkate almadan AKP iktidarıyla pazarlık yapıyor. Dahası, &#8220;evet&#8221; eğilimini güçlendireceğini bile bile, sol&#8217;un tutumunu hiçe sayarak bir tutum takınıyor. Böylece, BDP tarafından ilan edilen boykot tavrı yalan oluyor. Sadece hamamın namusunu kurtarmaya yarayan sembolik bir tavır olmaktan öteye geçmiyor boykot politikası.<br />
<br />
Burada acıklı olan şudur; PKK&#8217;ye bakarak tavır belirleyen ve &#8220;boykot&#8221; kararı alan kimi sol grup ve çevreler büyük bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı içinde olan biteni izliyorlar.<br />
<br />
<font color="Red">Kürt hareketi &#8216;evet&#8217; politikasına yöneliyor<br />
</font><br />
Abdullah Öcalan, avukatlaryla yapığı son görüşmede şunları söylüyor:<br />
<br />
&#8220;Diğer bir konu da referandum meselesidir. Bilindiği gibi bu anayasa paketinde Kürtleri doğrudan ilgilendiren bir husus yoktur; Kürt meselesi adeta yok sayılmıştır. Halkımız da konuyu her türlü tartışmakta serbesttir. Bu düzenlemeler AKP'nin kendi hegemonyasını kurabilme ihtimalinin önünü açıyor. Bunu görüp bu tuzağa da düşmemek gerekiyor. Halkımız da son güne kadar tartışsın, gözlem yapsın. Buna göre kendi kararlarını versin, eğilimlerini olgunlaştırsın. Biz biliyoruz ki, 'evet' diyen taraf islamcı milliyetçi kesimdir. Ama karşılarındakiler de ulusalcı milliyetçilerdir. Ama biz bu demokratik gelişmelere göre demokratik bir tavır almalıyız.&#8221; (A. Öcalan, 13 Ağustos 2010 tarihli Görüşme Notu, <b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b>)<br />
<br />
Öcalan&#8217;ın kullandığı &#8220;ulusalcı milliyetçiler&#8221; gibi, sanırım irticalen konuşmada doğal sayılabilecek savrukluklardan kaynaklanan anlamsız tamlama ve sıfatları bir yana bırakırsak eğer, açıkça son ana kadar AKP ile pazarlık yapılmasını söylediği, daha doğrusu zaten yapılan bu pazarlığın sürdürülmesini istediği anlaşılıyor. Yani &#8220;boykot&#8221; politikası hikaye oluyor.<br />
<br />
Nitekim, BDP yöneticileri hemen bu görüşmenin ardından &#8220;evet&#8221; için hangi koşulların yerine getirilmesi gerektiğini açıkladılar. Burada öne sürülen koşulların anılmasına hiç gerek yok. Çünkü bunların bir anlamı bulunmuyor. Çoğu ajitasyon talepleri. Küçük bir taviz halinde &#8220;evet&#8221; diyecekleri açık. Kaldı ki, &#8220;evet&#8221; demeleri bile gerekmiyor. PKK&#8217;nin pek sürpriz sayılmayacak manevrasından sonra artık sandığa gidecek Kürtlerin ağırlıklı olarak &#8220;evet&#8221; diyeceklerini tahmin etmek zor olmayacaktır.<br />
<br />
Bu pazarlık AKP hükümetine bir yaşam öpücüğü gibidir. Çünkü, son kamuoyu araştırmalarında &#8220;hayır&#8221; oyları açıkça önde görülüyordu. Türkiye&#8217;nin önünde AKP gericiliğine, bir islamo-faşist rejim kurma grişimine, kürsel sermaynin neo-liberal ekonmik politikalarını dizginsiz şekilde uygulayan bir sermaye iktidarını geriletme imkanı vardı. Bu imkan, Kürt hareketinin AKP&#8217;ye sunduğu akılalmaz destekle toplumun elinden alınmaya kalkışılmıştır.<br />
<br />
PKK ve Kürt hareketi AKP ile anlaşarak kendi sorununu system içinde çözse ne yazar çözmese ne yazar&#8230; Buradan ancak siyasal gericilik çıkar, iç savaş çıkar, kardeş kavgası çıkar.<br />
<br />
<font color="Red">Kürt hareketi, kaderini sol&#8217;la birleştirmelidir</font><br />
<br />
Kürt hareketi, kendisini yeniden Türkiye devriminin, bu toprakların ilerici geleneği ve birikiminin bir bileşeni olarak konumlandırmalıdır. Bunun için öncelikle, solla ilişkilerini onarmalı, çok büyük bir yanılgıyla takındığı yukarıdan bakma üslubunu hızla terk etmelidir.<br />
<br />
Bilinmelidir ki, aksine her tutum Türk ayrılıkçılığını güçlendirmekten başka bir sonuç yaratmayacaktır.<br />
</b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.geleceksosyalizm.net/forumdisplay.php?f=213">Kağan Arslanoğlu</category>
			<dc:creator>isyan_atesi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.geleceksosyalizm.net/showthread.php?t=3814</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
